Tekstil sektöründe  koku emisyonu problemi

Tekstil sektöründe koku emisyonu problemi

Bursa’da ve Türkiye’nin sanayileşmiş büyük kentlerinde özellikle endüstrilerden kaynaklanan emisyonların, trafik yoğunluğunun ve evsel ısınma faaliyetlerinin son yıllarda önemli ölçüde artış göstermesi, hava kirliliği probleminin hissedilir boyutlarda artmasına sebep olmaktadır. Kirleticilerin tüm ortamlara deşarj edilebilmesi çevrenin doğrudan veya dolaylı şekilde kirlenmesine, insan ve diğer canlıların da bu kirlilikten olumsuz yönde etkilenmesine yol açmaktadır. Hava kirliliği bunların içinde ilk sıralarda yer almaktadır. Çünkü havadaki kirleticiler doğrudan soluma yoluyla akciğerlerimize ve oradan da kan hücrelerimize kadar ulaşabilmektedir. Son yıllarda kanser vakalarında, endokrin hastalıklarında ve problemli bebek doğumlarındaki artışlarda genetik, biyolojik, beslenme, elektromanyetik kirlilik gibi sebepleri ile birlikte hava kirliliği de önemli bir yer tutmaktadır.
Klasik veya geleneksel anlamda hava kirleticiler dendiğinde akla ilk gelen kirleticiler partikül madde (PM) ve yanma gazları dediğimiz kükürt dioksit (SO2), azot oksitler (NOx), toplam hidrokarbon (THC) ve karbonmonokist (CO) bileşikleridir. Bunlardan PM’ler görünebilmeleri, bacalar ve egzozlardan çokça deşarj edilmelerinden dolayı halk tarafından en çok bilinen kirleticilerdir. Ancak PM’ler üzerlerinde çok fazla kirleticiyi (organik, inorganik ve metaller) barındırabilirler. Bundan dolayı tehlikeli kirleticiler sınıfına dâhil olabilirler. Atmosfere salınırken görünmeyen, renksiz, kokusuz ve tatsız özellikte ancak çok düşük konsantrasyonlarda bile kanserojenik etkiye sahip olan bazı uçucu organik bileşikler (VOC), polihalkalı aromatik hidrokarbonlar (PAH), pestisitler ve poliklorlu bifeniller (PCB) gibi toksik bileşikler de maalesef kent ortamı havasında kayda değer miktarlarda tespit edilmektedir.
Bursa on yıllardır tekstil sektörünün kalbi konumundadır. Yani tekstil sektörü Bursa’dan çok verimli bir şekilde faydalanmış, bunun yanında Bursa’ya da katkıda bulunmuştur. Tekstil endüstrisinin hava kirliliğine etkisinin ne düzeyde olduğu ölçümlerle belirlenebilir. Ancak, özellikle fikse ve ön fikse yapan tekstil endüstrisi ramöz bacalarından önemli miktarda yağ ve uçucu organik bileşik (VOC) içeriği yüksek emisyonların atmosfere deşarj edildiği bilinmektedir. Özellikle mavimsi bir duman şeklinde görünen emisyon deşarjları, kullanılan hammaddeye veya yapılan işleme göre çeşitlilik gösterebilmektedir. Proses emisyonları olarak da adlandırılan bu tür emisyonlarda önemli olan sadece görülen veya ölçülen kirleticiler değil, görülemeyen, kolaylıkla ölçülemeyen ve iz konsantrasyonlarda, yani çok küçük seviyelerde bile insan ve diğer canlı yaşamı için tehlike arz eden kirleticilerdir. Ramöz bacalarından deşarj edilen emisyonlar bu tip kirletici grubunu bünyesinde bulunduran bileşiklerden ve özellikle yağ buharından meydana gelmektedirler. Bu tür endüstrilerin iç ortamında ve baca emisyonlarında da bahsedilen kirleticilerden, özellikle yağ buharından kaynaklanan koku problemi de ön plana çıkmaktadır. Resmi Gazete’de 19 Temmuz 2013 tarihinde 28712 sayı ile yayımlanarak yürürlüğe giren “Koku Oluşturan Emisyonların Kontrolü Hakkında Yönetmelik” ile birlikte, özellikle koku ölçümünün uluslararası düzeyde kabul gören bir metotla ölçülmeye başlamasının da önü açılmıştır. Dolayısıyla yönetmelik ile 1000 KB/m3 (KB/m3: Birim hacimdeki koku birimi) sınır değerinin üzerinde emisyon yayan her kaynağın kontrol altına alınması zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bacalardan deşarj edilen kirletici türlerinin bireysel konsantrasyonları, “Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği”nde verilen sınır değerlerin üzerinde olmasa
bile ortaya çıkan sinerjistik etki sonucu çok rahatsız edici ve insanın yaşama zevkini olumsuz yönde etkileyen bir koku problemi ile karşı karşıya kalınmaktadır.
Bursa, İstanbul, Tekirdağ ve Denizli gibi tekstil sektörünün yoğun olduğu şehirlerimizde koku problemi en önemli çevre problemi haline gelmeye başlamıştır. Son zamanlarda artan koku şikâyetlerini takiben bu illerde tüm fikse ve ön fikse yapan tekstil endüstrilerinin ramöz bacalarına 1 Ocak
2018 tarihine kadar arıtma ünitesi yaptırma zorunluluğu İl Valiliklerince karara bağlanmıştı. Doğal olarak belli bir ilk yatırım ve işletme maliyeti getiren bu arıtma üniteleri, çevresel hassasiyetleri yüksek olan endüstriler tarafından devreye alınmıştır. Bursa’daki ramöz makinelerine arıtma ünitesi yapılan makine sayısı ancak %30-35 seviyelerinde olabilmiştir.
Arıtma ünitesi yaptırma oranının bu seviyede kalmasının üç temel sebebi olduğu düşünülmektedir. Birincisi, sanayicinin hangi arıtma ünitesini hangi maliyetle yaptırabilecekleri konusunda eksik bilgiye sahip olmaları kabul edilebilir. İkincisi ise ekonomik sebeplerdir. Valilikçe yapılan İl Mahalli Çevre Kurulu’nda alınan karara göre, elektrostatik tutucuların veya benzer arıtma ünitelerinin yapımıyla bu sorunun ortadan kaldırılacağına dair karar alınması, sanayicinin tek çözüme yönlenmesine sebep olmuştur ki üçüncü sebep de burada başlamaktadır. Özellikle Uzakdoğu’dan ithal edilen elektrostatik filtreler sık sık bakım ihtiyacı göstermeleri, yangın riski bulundurmaları ve bakım sırasında üretimin aksaması sebebiyle sanayiciler tarafından tercih edilmek istenmemektedir. Oysa ki koku ve emisyon probleminin tek çözümünün elektrostatik filtreler olmadığı ve daha ekonomik, daha verimli sistemlerin olduğu da bilinmektedir. Burada bilgi akışında problemin yaşanması, sanayinin üniversiteden kopuk olması veya yeterli iletişimin geliştirilmemesine bağlanabilir.
Tekstil sanayicilerinin büyük çoğunluğunun ramöz bacası arıtma üniteleri ile ilgili gereken adımı atamaması ve buna ek olarak İl Mahalli Çevre Kurulu kararı ile 1 Ocak 2018 olan filtre yaptırma zorunluluğunun 1 Ocak 2019 tarihine kadar 1 yıl süre ile uzatılmasını talep etmeleri, sanayiciler için yatırım hazırlıklarını tamamlamaları için bir süre tanınması şeklinde sonuçlanmıştır. Arıtma ünitesine yatırım yapıp devreye alan sanayicileri de ayrı tutmak gerekmektedir. Bu arıtma ünitelerinde tutulan kirleticilerin 24 saat boyunca atmosfere deşarjının önüne geçmeleri hem çevre kalitesinin artırılması hem de insan sağlığının korunması bakımından önemli bir adımdır. Onların bu yatırımlardan kaçınmaması takdir edilmelidir.
Sonuç olarak, Bursa ve diğer büyük şehirlerdeki koku problemi ve hava kirliliğinin önüne geçilebilmesi için kesinlikle kirleticilerin atmosfere deşarj edilmeden önce kontrol altına alınması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, vatandaşların soluyacağı temiz havanın kirlenmesine, dolayısıyla hastalanıp hayatlarını kaybetmelerine sebep olmak hem insan hakkı ihlali hem de kul hakkı ihlaline girer.