Ülkemizde en çok tercih edilen ortaklık türlerinden biri olan Anonim Şirketlerde bilgi edinme ve inceleme hakkı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 437. maddesinde şirket pay sahipleri bakımından, aynı kanunun 392. maddesinde yönetim kurulu üyeleri bakımından ayrı ayrı düzenlenmiştir.
Pay sahibinin anonim şirkette çoğunluğu oluşturamaması halinde şirket yönetimine dahil olma imkanı bulunmamaktadır. Dolayısıyla pay sahibinin genel kurulda oyunu ve sair haklarını etkili ve isabetli kullanabilmesi için hali hazırda şirket hakkında yeterli bilgiye sahip olması gerekmektedir. Yine yönetim kurulu üyesinin de şirketin yönetim ve temsilini amaca uygun olarak gerçekleştirebilmesi ve şirkete ilişkin herhangi bir konudan haberdar olmamasının kendisini sorumluluktan kurtarmıyor olması göz önünde bulundurulduğunda bilgi edinme ve inceleme hakkının her iki sujesi açısından büyük önem arz ettiği anlaşılmaktadır.
Muhteviyatı itibarıyla bağımsız, bireysel ve vazgeçilemez niteliği haiz olan bilgi alma hakkı, pay sahibinin menfaatinin yanı sıra anonim şirketlere yatırım yapılması amacına da hizmet etmektedir. Bilgi alınabilen ve inceleme yapılabilen şirketlere yatırımcılar sermaye getirmeye ikna edilebileceklerdir. Aksi durumda, yatırımcının şirketin işleyişi ile ilgili hiçbir şekilde bilgi alma imkanına sahip olmaması da onun yatırım yapma amacıyla bağdaşmayacaktır.
Anonim şirketlerde pay sahibinin bilgi alma / edinme hakkını iki ana başlık altında incelemek doğru olacaktır. Şöyle ki; finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az on beş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulması ve bunlardan finansal tablolar ve konsolide tablolar bir yıl süre ile merkezde ve şubelerde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulması kuralı pay sahiplerinin pasif anlamda bilgi edinme hakkını oluşturmaktadır. Bu düzenleme ile pay sahipleri hem önceki yılın hem de içerisinde bulunulan yılın finansal tablolarını karşılaştırmalı olarak inceleyerek şirket gidişatı hakkında fikir sahibi olabileceklerdir.
Bilgi alma ve inceleme hakkı pasif yönü itibarıyla her ne kadar genel kurul öncesi pay sahibinin şirket gidişatı hakkında fikir sahibi olmasını sağlamaktaysa da edinilecek bilgiler genel niteliği haiz olması sebebiyle yeterli olmayabilecektir. Pay sahibinin aktif anlamda bilgi alma hakkı ise genel kurulda, şirket işleri bakımından yönetim kurulundan, denetim yapılma şekli bakımından ise denetçilerden herhangi bir konu özelinde bilgi verilmesini isteme olarak karşımıza çıkacaktır. Hakkın bu şekilde aktif yönüyle icra edilmesi halinde, sadece finansal tablolar ve raporlar hakkında değil, şirket yönetimi ve stratejisi hakkında da bilgi edinilebileceğinden daha tatmin edici sonuçlara ulaşılması mümkün olabilecektir. Ayrıca hakim şirketin her pay sahibi, genel kurulda bağlı şirketler hakkında bilgi alma hakkına da sahiptir. Aktif anlamda bilgi alma hakkı kapsamında bilgi vermekle yükümlü olanlar, şirket işleri hakkında yönetim kurulu; denetimin yapılış şekli ve sonuçları hakkında ise denetçilerdir; ancak bu noktada dikkatle üzerinde durulması gereken husus eski Ticaret Kanunu’ndan farklı olarak denetçinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca sadece denetim faaliyetleri hakkında bilgi vermekle yükümlü olduğudur.
Pay sahibinin, genel kurulda şirketin işleri hakkında yönetim kurulundan yahut denetleme faaliyetleri bakımından denetçiden bilgi istemesi halinde kural olarak sözlü şekilde bilgi verilir. Ancak gerektiği hallerde, ikinci bir yol olarak verilecek olan bilginin kalitesini yükseltmek amacıyla talep yazılı olarak karşılanabilir. Ayrıca TTK md. 437/2 uyarınca verilen bilgiler baştan savma yahut ilgisiz konuları içermeyerek hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olmalıdır.
Pay sahibi tarafından genel kurulda yöneltilen bilgi alma talebi hangi gerekçeyle olursa olsun bir sonraki genel kurula ertelenmeyerek bilgi vermekle yükümlü olan yönetim kurulu yahut denetçi tarafından doğrudan cevaplandırılması gerekmektedir. Aksi halde genel kurulun kesintisizliği ilkesine aykırılık söz konusu olacaktır.
Kanun koyucu tarafından TTK 437/3 maddesi ile bilgi alma hakkının sınırı belirlenmiştir. Bu bağlamda pay sahibinin talebi, sadece istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile reddedilebilecektir. Düzenlemeden açıkça anlaşıldığı üzere pay sahibinin şirket sırlarını öğrenmek hususunda herhangi bir hakkı bulunmamaktadır. Şayet, pay sahibi talebinin haksız olarak reddedildiğini düşünüyorsa bu noktada mahkemeye başvurma hakkını kullanabilmesi mümkündür.
TTK 437/4 maddesinde düzenlenen pay sahibinin inceleme hakkı ise, pay sahibinin açık talebi üzerine şirketin ticari defterleriyle yazışmalarında yapılacak inceleme sonucu bilgi sahibi olmasını sağlamaya yönelik, bilgi alma hakkını tamamlayan ve destekleyen nitelikte bir haktır. İnceleme hakkı, genel kurulda kullanılan bilgi alma hakkına bağlı olmayıp, her pay sahibine tanınan bağımsız, bireysel bir haktır.
İnceleme hakkı kapsamında önemle üzerinde durulması gereken husus ise; pay sahibi şirketin tüm defter yahut belgeler üzerinde inceleme yapma yetkisine sahip olmamasıdır. Pay sahibi, sadece sorusunu ilgilendiren kısımları inceleyebilir. Bu sınırlamaya ek olarak, pay sahibinin ticari defterleri ve yazışmaları üzerinde inceleme yapabilmesi ayrıca genel kurulun açık iznine veya yönetim kurulunun kararına bağlı tutulmuştur. Bu bilgiler ışığında görülmektedir ki pay sahibinin inceleme hakkı oldukça dar kapsamlı olarak düzenlemiştir.
TTK md. 437 kapsamında bilgi alma veya inceleme istemi cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen veya ertelenen pay sahibi, reddi izleyen on gün içinde, diğer hâllerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurabilir.
Eski Türk Ticaret Kanunu’na göre, yönetim kurulu üyelerinin, şirketi temsil etmekle ve şirket işlerini görmekle görevlendirilen temsilci veya yöneticilerden işlerin gidişatı veya bazı belirli iş ya da işlemler hakkında bilgi alma hakkı bulunmaktaydı. Ancak eski düzenleme kapsamında yönetim kurulu üyelerinin şirket defter ve evraklarını istediği zaman inceleme hakları mevcut değildi. Şirket defterlerinin ve evraklarının bizzat incelenebilmesi için yönetim kurulunun onay vermesi gerekmekteydi. Yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları ile şirket defter ve evraklarını inceleme yetkisinin bu denli kısıtlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda kanun koyucunun öngördüğü sistemin isabetli olmadığı anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile getirilen yeni düzenleme ile yönetim kurulu üyelerinin bilgi alma ve inceleme hakkı bakımından; yönetim kurulu toplantıları sırasında sınırsız, yönetim kurulu toplantıları dışında ise onaya tabi olmak suretiyle ikili ayrım yapıldığı görülmektedir.
6102 sayılı kanun TTK md. 392/1 uyarınca yönetim kurulu toplantıları sırasında, üyelerden her biri şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebilir, soru sorabilir; en önemlisi de, ortaklık defter ve belgelerini inceleyebilir. Yönetim kurulu toplantılarında, üyelerin bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında hiçbir sınırlama getirilmemiştir. Dolayısıyla yeni düzenleme bu yönü ile yönetim kurulunun sorumluluğu ve sahip olduğu hak ve yetkilerle orantılı olmayan eski kanuna göre, daha tutarlı ve sürdürülebilir bir nitelik kazandırmıştır.
Yönetim kurulu üyesi, bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında yönetim kurulu toplantıları dışında; yönetim kurulu başkanının izniyle, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişilerden, işlerin gidişi ve belirli münferit işler hakkında bilgi alabilir ve görevinin yerine getirilebilmesi için gerekliyse, yönetim kurulu başkanından, şirket defterlerinin ve dosyalarının incelemesine sunulmasını isteyebilir.
Yönetim kurulu başkanı, bir üyenin ortaklık defter ve belgelerini inceleme talebini reddederse, konu iki gün içerisinde yönetim kuruluna getirilir. Yani bu hususta artık yönetim kurulu karar verir. İki gün gibi kısa süre belirlenmesindeki amaç, hakkın sürüncemede bırakılmasının önüne geçilmektir. Şayet yönetim kurulu toplanamaz yahut talebi reddederse; üye, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesine başvurabilir.
Ayrıca yönetim kurulu toplantıları dışında sadece üyeler değil yönetim kurulu başkanı da dilediği gibi şirket defter ve belgelerini inceleme hakkına sahip olmayıp bu hakkını kullanabilmesi için yönetim kurulunun iznini alması gerekmektedir. Şayet yönetim kurulu toplanamaz yahut izin vermekten kaçınırsa, başkan şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesine başvurabilir.