Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliğine olan ihtiyaç çoğu ülke örneğinde olduğu gibi kömür madenciliği ile doğmuştur. Bu alanda yayınlanan ilk yasal düzenlemeler; 1865 yılına dayanmaktadır. Ülke savaş halinde olmasına rağmen 1921 yılında TBMM, maden işçilerinin hukukuna ilişkin kanun çıkarmıştır. 1930 yılında çıkarılan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 180. maddesi ile en az 50 işçi çalıştıran işyeri sahiplerine hekim bulundurma ve hastaları tedavi etme zorunluluğu getirilmiştir.
Konu ile ilgili düzenlemeler 1936 yılında yasalaşan 3008 sayılı İş Kanunu ile devam etmiş olup, 1974 yılında yapılan değişiklikler 2003 yılına kadar kalıcı olmuştur. Bu duraklama döneminde mevcut mevzuat iş sağlığı ve güvenliği alanında gelişen ve değişen teknolojinin gereklerini karşılamada yetersiz kalmıştır. 2003 yılının ikinci yarısında yasalaşan 4857 sayılı İş Kanunu ile iş sağlığı ve güvenliği alanına yeni bir bakış açısı getirilmiştir.
Ve 2012 yılında 6331 sayılı yasa ile meslek hastalığının meydana gelmesi, vücut bütünlüğünü bozacak bir iş kazası ve hatta en kötü sonuçlanabilecek olan işçi ölümünün önüne geçilebilmesi için işyeri hekimi bulundurma
olduğunu söyledi. Yatırımları yerinde görerek ne kadar önemli bir iş yapıldığını tecrübe ettiğini kaydeden Polat, sosyal anlamda da projeler geliştirmek için bundan böyle Yeşil Çevre’nin yanında olacaklarını dile getirdi.
Toplantıda, Yeşil Çevre tarafından çocukların çevre konularında bilinçlenmesi ve duyarlılıklarının artması amacıyla hazırlanan ‘Çevreci Nesil eğitim Seti’ de gündeme gelirken, Kaymakam Polat, bu setlerin dağıtımının önümüzdeki yıl çocukların Yeşil Çevre’ye getirilerek yapılması gerektiğini söyledi.
Ziyaretin sonunda Mehmet Aydın, gün anısına Kaymakam Polat’a bir plaket takdim etti.
zorunluluğu getirilmiştir.
İşyeri hekimi, sağlık ve güvenlik arasındaki bağı oluşturan bir köprü özelliğindedir. Çalışma ortamı risklerinin uzman hekimler tarafından en aza indirilmesi için işverenden yapılmasını istediği çalışmalar asla bir maliyet olarak görülmemelidir. Yapılan çalışmalar sayesinde işyerinin güvenli ve sağlıklı hale getirilmesi, gelecekte meydana gelebilecek herhangi bir kazada ödenecek tazminat, tedavi ve rehabilitasyon maliyetlerinin önüne geçileceğinden
bu durum yatırım olarak değerlendirilmelidir. Önlemler sayesinde kaza ve sık görülen hastalıklara bağlı olarak gerçekleşebilecek iş gücü ve iş günü kayıplarının da büyük ölçüde önüne geçilmesi işveren için büyük bir artı oluşturacaktır.
6331 sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu, işverenin, işçinin, hekimin ve uzmanın sorumluluk ve yükümlülüklerini bizlere açıklamıştır. Zaman zaman ek düzenlemeler yapılmakta ve Resmi Gazete’de yayınlanmaktadır.
Takip eden yayınlarda sizlere sanayi bölgemizde en çok karşılaştığımız gürültüye bağlı işitme kaybı başta olmak üzere bazı meslek hastalıklarını da anlatmaya çalışacağım.