YEŞİL ÇEVRE TÜRKİYE'YE ÖRNEK OLUYOR

“Yeşil Çevre Türkiye’ye örnek oluyor”

 

Bursa Valisi ve Yeşil Çevre Arıtma Tesisi İşletme Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı İzzettin Küçük, Yeşil Çevre’nin hayata geçirdiği projelerle Türkiye’ye örnek teşkil ettiğini söyledi.

Hizmet vermeye başladığı 2006 yılından bu yana çevresel performansını sürekli iyileştirmek için çalışan ve bu konudaki çalışmalarıyla örnek olan Yeşil Çevre Arıtma Tesisi, önümüzdeki bir yıl içerisinde ileri arıtma ve geri kazanım, enerji verimliliği ve tehlikesiz atıkların toplanması projelerine başlayacak. Bursa Valisi ve Yeşil Çevre Arıtma Tesisi İşletme Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı İzzettin Küçük, “Yeşil Çevre kuruluşundan bugüne hayata geçirdiği tüm proje ve yatırımlarla hem Bursa hem de ülkemiz için örnek teşkil etmiştir” dedi. Vali Küçük, 2017 yılına kadar enerji verimliliği ve tehlikesiz atıkların toplanması projelerine başlanacağını belirtirken, ileri arıtmada da önümüzdeki yıl ihale aşamasına geçileceğini ifade etti.

 

- Finansmanın büyük çoğunluğunu bölge sanayicilerinin oluşturduğu ortakları tarafından karşılanan Yeşil Çevre Arıtma Tesisi, 2006 yılından bu yana hizmet veriyor. Yeşil Çevre hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Yeşil Çevre Bursa’daki tüm dinamiklerin sahiplendiği ve şehrin doğu bölgesindeki endüstriyel ve evsel atıkların arıtıldığı bir tesis konumunda. Yeşil Çevre Arıtma Tesisi’ni, sanayi kenti kimliği ile Türkiye’ye ve dünyaya adını duyurmuş, ilk organize sanayi bölgesinin kurulduğu ve bugün 20’den fazla sanayi bölgesine sahip olan 21’inci yüzyıl Bursa’nın hayata geçirdiği en önemli projelerden biri olarak görüyorum. Kestel ve Gürsu ilçelerinde yaşayan vatandaşlarımızın evsel atıkları ile şehrin doğusundaki yoğun sanayi varlığının endüstriyel atıkları sonucu kirlenen su varlığımızı hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak temizleyen, aynı zamanda sanayiye, bölgeye ve Bursa’ya değer katan örnek projeler üreten, gelecek nesillere temiz su kaynakları bırakmak için çalışan, ülke sanayisine ekonomik bir arıtma modeli olan ve çevre otoritesinin çok kolay kontrol edebileceği bir işletme halindeki bu kooperatif, Yeşil Bursa’nın korunması ve sürdürülebilirliği için büyük önem arz  ediyor. Zamanında bölge sanayicileri ile kamunun bir araya gelerek kurduğu Yeşil Çevre’de üstlenilen misyonu takdirle karşılıyorum.

- Yeşil Çevre ile birlikte sanayi ve tarım alanlarının iç içe olduğu şehrin doğu yakasında yaşanan kirlilik büyük oranda son buldu. Bu noktada Yeşil Çevre’nin önemi hakkında neler söylersiniz?

Sanayi ve tarım alanları Bursa’nın doğu yakasında olduğu gibi ülkemizin pek çok noktasında maalesef iç içe geçmiş durumda. Ancak her iki alan da insanlık için gerekli. Verimli tarım arazilerinin olduğu bölgelerde sanayi varlığının olmaması gerekiyor ama bazen bu tür durumların önüne geçilemiyor. Diğer taraftan yoğun endüstriyel yapılanmaların olduğu bölgelerde, gerekli altyapı ve arıtma yatırımları yapılmadığı takdirde toprakların ve su kaynaklarının kirlenmesi söz konusu. Hayata ve çevreye değer katmak için üretim, istihdam ve katma değer oluşturmanın yanında sanayinin çevreyle barışık olması da şart. Ben Bursa sanayisinin bu eşiği çoktan aştığına inanıyorum. Öte yandan, Yeşil Çevre’nin misyonunu doğru anlayabilmek için kurulduğu 2006 yılından önce şehrin doğu yakasındaki su kanalı ve derelerin kirliliklerine, bölgedeki işyerlerinin ve yerleşim alanlarının atıksularını nereye deşarj ettiklerine bakmak lazım. Eğer bugün o dönemler yaşanan koku ve kirlilik problemleri ortadan kalktıysa bu Yeşil Çevre sayesinde olmuştur. Aynı zamanda bölgede Türkiye’ye rol model olmuş bir tesisinin varlığı, sanayicilerin de çevreye ve tüm paydaşlarına olan sorumluluklarını yerine getirdiklerinin bir göstergesi. Bölge sanayicileri ben üretiyorum, istihdam sağlıyorum diyerek kenara çekilmemiş, örnek bir duruş sergileyerek Yeşil Çevre’yi kurmuşlar. Yeşil Çevre de bugün profesyonel bir kadronun yönettiği, doğru bir stratejisi ve yatırım planlarını olan model bir kuruluşa dönüşmüş.

“YEŞİL ÇEVRE GİBİ TESİSLERE İHTİYAÇ VAR”

- Yeşil Çevre Bursa açısından nasıl bir önem arz ediyor? Bursa’nın ve ülkemizin Yeşil Çevre gibi projelere ihtiyacı var mı?

Sadece bölgenin değil, ülke ekonomisine olan katkısına da baktığımızda bu tip yatırımların ne kadar önemli olduğunu görebiliriz. Yeşil Çevre’nin kuruluşundan bugüne hayata geçirdiği tüm proje ve yatırımlarla hem Bursa hem de ülkemiz için örnek teşkil ettiğini söyleyebilirim. Arıtma tesisleri başlangıçta sabır ve sermaye isteyen zor yatırımlar olmalarına rağmen uzun vadeli bir perspektifle bakıldığında sanayiciler açısından hem olmazsa olmaz hem de kendi başlarına bu işleri yapmalarından ziyade kârlı bir yatırım haline geliyor. Bugün ülkemizin Yeşil Çevre gibi imece usulüyle kurulmuş tesislere ihtiyacı var. Baktığımızda Yeşil Çevre modelinin Ergene ve Hatay bölgesinde uygulanmaya çalışıldığını görüyoruz, fakat bu yapılanmanın ülkemizin daha pek çok noktasında hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyorum. Aynı zamanda Yeşil Çevre’yi sadece atıksuların arıtıldığı bir tesis olmanın ötesinde, ortaklarına, Bursa’nın çevre sorunlarına karşı duyarlı, sosyal sorumluluk projeleri üreten bir kuruluş olarak da görmek gerekiyor. Kaynaklarını doğru kullanarak hizmet çeşitliliğini genişleten tesisin, çevre danışmanlığı gibi örnek olacak projeleri gerçekleştiriyor olduğunu görmek beni ayrıca mutlu etmektedir.

- Son 2-3 yılda tesis bünyesinde 13 milyon doları bulan yatırımlar hayata geçirildi. Yeşil Çevre için gündeminizde, yatırım programınızda şu an neler var?

Türkiye’de ilk kez uygulanan yöntemlerle inovatif arıtma tesisi unvanını hak eden Yeşil Çevre, bugün ulaştığı noktada arıtmada kapasitesini üç katına çıkarmış ve arıtma sonucu oluşan çamuru da bünyesinde kurduğu tesiste bertaraf eder hale gelmiştir. Bu yatırımlar şehrin doğu yakasında yaşanan çevre problemlerinin çözümüne katkı sağlamış ve artan ihtiyaçları da karşılamıştır. Hedefimiz, kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanmak olduğundan Yeşil Çevre’nin sıradaki ve en önemli projesi, atıksuları ileri arıtma ve geri kazanım yöntemiyle bölge sanayicisinin yeniden kullanmasını sağlamak olacaktır. Birçok alanda öncü olan tesisin, bu projesi ile de Türkiye’ye rol model olacağını düşünüyorum. Aynı zamanda çamur yakma tesisinden elde edilen buhardan ve tesisin belli noktalarına konulacak güneş panellerinden elektrik enerjisi elde edilmesi ve tehlikesiz atıkların toplanarak ekonomiye geri kazandırılması projeleri de var.

HEDEF PROJELERDE SON DURUM

- Bu projelerde son durum nedir?

Tüm projelerin fizibilite çalışmaları titizlikle yürütülüyor. 2017 yılı içerisinde enerji verimliliği alanındaki iki projenin yapım aşamasına gelmesi söz konusu. Böylelikle tesisin en yüksek gider kalemlerinden elektrik enerjisi gideri azalacak, bu da sanayicilerin maliyetlerini düşürecektir.

İleri arıtma ve geri kazanım ile ilgili olarak da çalışmalar geniş kapsamlı olarak yürütülüyor, dünyada örnek uygulamalar hakkında bilgiler toplanıyor. Çünkü bu proje çok büyük bir bütçeye sahip olacak. 2017 yılı içerisinde ihaleye hazır hale gelmesini planlıyoruz. Su kaynaklarının devamlılığı ve yeraltı sularının zenginleşmesine katkı sağlayacak olan bu proje, sanayicilerin yanı sıra sebze-meyve yetiştiren halkımıza da fayda sağlayacaktır. Ortaklarımızın tehlikesiz atıkların toplanarak ekonomiye kazandırılması noktasında da çalışmalar başladı. Bu projenin de 2017 sonuna kadar hayata geçirilmesi hedefliyoruz.

- Bazı firmaların Yeşil Çevre’ye üye olmamalarına rağmen atıksularını tesise gönderdiklerini duyuyoruz. Bu durum ortaklar açısından haksız rekabet oluştururken, Yeşil Çevre’ye de zarar veriyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Sayıları çok fazla olmamakla birlikte çok az miktarda evsel atıksu gönderen bu işletmelerin de Yeşil Çevre’ye üye olmaları gerekiyor. Eğer bu tesisler atıksu üretiyor ve tesise gönderiyorlarsa, üye olmadan bu işlemi gerçekleştirmeleri bedelini ödemeden hizmet alınması manasına gelir. Bu hem doğru bir davranış değil hem de bedelini ödeyerek sularını arıtan firmalara karşı istismar ve haksız rekabet olmaktadır. Buna izin veremeyiz. Bu yüzden bu türdeki işletmelerin en kısa zamanda gerekli işlemlerini tamamlayarak Yeşil Çevre’ye üye olmaları gerekiyor. Arkadaşlarımız bu konuda çalışmalarına devam ediyorlar.

BURSA’DA ÇEVRE HASSASİYETİ ÜST NOKTADA

- Bursa genelinde çevrenin korunması ve sürdürülebilirliği noktasında yapılanları yeterli buluyor musunuz? Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Ülkemiz genelinde olduğu gibi Bursa’da da son yıllardaki gelişmelerle doğru orantılı olarak çevre hassasiyeti daha da yükselmiş, olumsuz çevre etkilerini en aza indirmek üzerine çalışmalar ağırlık kazanmıştır. Her alanda büyümeye devam eden Bursamız, özellikle sanayi kenti kimliği göz önünde bulundurulduğunda, olumsuz çevresel risklerin yoğunlukta olduğu bir şehir konumunda. Gerek Büyükşehir Belediyemiz gerek ilçe belediyelerimiz gerekse de kamu kurumlarımız ve özel sektör, çevrenin korunması noktasında geçmişe göre çok daha duyarlı hareket ediyor ve yatırımlarını bu doğrultuda planlıyorlar. Ben de çevre konulu çalışmaların bu denli yoğunlaşması ve gösterilen hassasiyeti takdirle karşılıyorum. Doğal yaşamın eski günlerine döndüğü, görsel ve koku kirliliklerinin son bulduğu, şehrin simgelerinden Nilüfer Çayı’nın temizlenmesi ve eski haline dönüştürülmesi kapsamında yapılanlar gurur verici.

- Bir sanayi kenti olan Bursa’da sanayinin çevreyle barışık ve koruyucu rol üstlenmesi büyük önem taşıyor. Buradan sanayicilere nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Dünya ile yarışabilmek için ekonomimizi büyüterek, üretim ve ihracatımızı artırmak zorundayız. Ancak bunları yaparken çevreyle barışık sanayileşmeyi de göz ardı edemeyiz. Bursa, tarih boyunca adı yeşil ile özdeşleşmiş bir kent. Ancak yılların getirdiği yoğun sanayileşme ve çevreye duyarsız üretimler sonucu maalesef bu özelliğini yitirmiş gibi. Fakat burada sadece sanayiye değil, kentte yaşayan herkese görev düşüyor. Sanayiden sivil toplum kuruluşlarına, kamudan vatandaşına kadar çevrenin korunması, sürdürülebilirliği adına hepimiz bir şeyler yapmak zorundayız. Ve gelecek nesillere yaşanabilir bir Bursa bırakmak adına özellikle çevre ile barışık sanayiyi oluşturmak mecburiyetindeyiz. Sonuçta bu doğal kaynaklar bize gelecek nesillerin emaneti. Sanayiye asla karşı değiliz ama bu işin stratejisi “çevre ile barışık sanayi” üzerine kurulmak zorunda.

Bugün yeşil tesisler, yeşil binalar, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir gelecek gibi kavramlar dünyanın en çok konuştuğu konular arasında. Bu gerçeklere sırtımızı dönmek, çevreye duyarsız üretim modellerine yönelmek artık mümkün değil. Buna teşebbüs edenler de zaten gerekli yaptırımlarla karşı karşıya kalacaklarını çok iyi biliyorlar. Sanayi tabi ki olacak ama çevre ve doğayla barışık olacak.

YEŞİL ÇEVRE TÜRKİYE'YE ÖRNEK OLUYOR - S.S. YEŞİL ÇEVRE ARITMA TESİSİ İŞLETME KOOPERATİFİ - 1998 / Yeşil Çevre
Yeşil Çevre Türkiye’ye örnek oluyor Bursa Valisi ve Yeşil Çevre Arıtma Tesisi İşletme Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı İzzettin Küçük, Yeşil Çevre’nin hayata geçirdiği projelerle Türkiye’ye örnek teşkil ediyor
yesil-cevre-aritma-tesisi-bursa-cevre-doga-temiz-su-atik-su-